Alic Forte, Ginseng Forte, Ginkgo Forte
Kapat!
65 Yaşından Sonra Bunama Etkileri Artar, 2012 65 Yaş üstü Nüfus Sayısı, 2020 Yaşlı, 2020 Yaşlılar Bakım Projesi, 2020 Yılında Türkiye\'nin Nüfus Sayımı Nasıl Beklenir, 2050 Yılında Türkiyede Yaşli Ortalaması, 65 Yaş Dünya, 65 YAŞ SONRASI BUNAMA, 65 Yaş üstü, 65 Yaş üstü Beyi, 85 Yaş Hastalığı, 85 Yaş Ve üstü, 85yaş üstü Yaşlılara Devlet Yardimi, Beyin Nasıl Düzelir, Beyin Nasıl Güçlenir, Beyin Nasıl Iyileşir, Bunama Bitkisel çözümler, Bunama Için Bitkisel, Bunama Nasıl önlenir, Bunamanın Etkileri, Bunamanın Etkilerine Bitkisel Tedavi, Bunamanın Nedenleri, Devlet Istatistik Turkiye Yas Katogorisi, Mide Hastalıklarının Türkiye Nüfusuna Oranı, Türkiye 65 üstü Yüzdesi, Türkiye De 65 Yaş Ve üstü Oranı, Turkiyede Bunama, Turkiyede Yasli Ve Genc Orani, Turkıyenın Yaslılık Oranı, Türkiye\'de Genç Nufüs Nasıl Artırılır, Türkiye\'nin 2020 Yılındaki Toplam Nufusu Nedir, and Yaşli Bunama

65 Yaşından Sonra Bunama Etkileri Artar

bunamanın etkileriHastalığın görülme sıklığının her iki yılda yükseldiğine dikkati çeken uzmanlar, 85 yaş ve üzerindekilerde hastalığın görülme sıklığının yüzde 30-50 arasında değiştiğini belirtiyor. Araştırmalar göre, günümüzde tüm dünyadaki bunama hastalığı olan kişi sayısı 30 milyonun üzerinde bulunuyor. Her yıl 4.6 milyon yeni olgunun bu sayıya ekleneceği, bunama hastası sayısının 2050 yılında 100 milyonun üzerine çıkacağı öngörülüyor.

Türkiye Psikiyatri DerneÄŸi Genel Sekreteri Doç. Dr. Burhanettin Kaya, 1 Ekim Dünya YaÅŸlılar Günü dolayısıyla AA muhabirine yaptığı açıklamada, ortalama yaÅŸam süresinin her geçen yıl uzadığını ve dünyada yaÅŸlı nüfusun oranının yükseldiÄŸini anımsattı.Ortalama yaÅŸam süresinin 20. yüzyılın başında 40 civarında iken, 1950-2000 yılları arasında 66 yıl olduÄŸunu ifade eden Kaya, 2050 yılında ise ortalama yaÅŸam süresinin 76 yıl olmasının beklendiÄŸini belirterek, ”1998′de tüm dünyada yüzde 10 olan yaÅŸlı nüfus oranının 2025 yılında yüzde 15 olacağının öngörüldüğünü, 2000′de dünyada 600 milyon olan 60 yaÅŸ üstü nüfusun 2050 yılında 2 milyara ulaÅŸmasının” beklendiÄŸini dile getirdi.Devlet İstatistik Enstitüsünün nüfus sayımı sonuçlarına göre, Türkiye’de 65 yaÅŸ üstü nüfusun 1985′te yüzde 4.2 iken, 2000 yılında bu oranın yüzde 5.6′ya çıktığına iÅŸaret eden Kaya, ”Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) 2008 yılı verilerine göre, 65 yaÅŸ üstünün nüfusa oranı yüzde 7.1′dir. 2020 yılında yaÅŸlı nüfusun Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 7.7′sini oluÅŸturacağı öngörülmektedir” dedi.

”YAÅžLILARIN ÖNEMLİ BİR BÖLÜMÜ YOKSULLUK RİSKİ ALTINDA”

Türkiye Psikiyatri DerneÄŸi Genel Sekreteri Doç. Dr. Kaya, nüfusun yaÅŸlanmasının yeni sorunlar ortaya çıkardığını, yeni tutum ve hizmet gereksinimlerini gündeme getirdiÄŸinin altını çizerek, ÅŸunları kaydetti:”KentleÅŸme, aile yapısında deÄŸiÅŸmeler, istihdamın biçimindeki deÄŸiÅŸmeler, ekonomik güçlükler, göç gibi süreçler önceden ailenin temel parçası olan ve aile içinde belirleyici bir rolü olan yaÅŸlının giderek ikincil kalmasına ve bir yük olarak algılanmasına yol açmaktadır. Bu süreçte her alanda baskın hale gelen rekabetin toplumsal dayanışma duygusunu ortadan kaldırmasının ve bu durumun insan iliÅŸkilerine yansımasının da önemli bir katkısı vardır.

YaÅŸlıların yalnızlaÅŸtığı bu süreçte en önemli sorun, yaÅŸlılara yönelik sosyal destek sistemlerinin yetersizliÄŸi, akılcı ve insani politikaların yokluÄŸudur. Ayrıca yaÅŸlılara yönelik sosyal devlet anlayışının çok önemli bir ögesi olan kamusal nitelikli barınma olanaklarının yeterli olmayışı gibi nedenlerle giderek daha fazla oranda yalnız ve sosyal destekten yoksun biçimde yaÅŸamlarını sürdürmek zorunda kalmaktadırlar.YaÅŸlıların önemli bir bölümü yoksulluk riski altındadır. Toplumun yüzde 10′unu oluÅŸturan 65 yaÅŸ üstü bireyler yoksulların yüzde 20′sini oluÅŸturmaktadır. YaÅŸlı bireylerde yoksulluk, genç nüfusa göre daha sık, daha ağır biçimde yaÅŸanan ekonomik ve toplumsal bir sorun haline gelmiÅŸtir. Önemli bir kısmının sosyal güvenceden yoksun olması, gelir düzeylerinin düşük olması, yaÅŸlılık döneminde yaÅŸanan sorunları katbekat artırmaktadır.Önemli sorunlardan biri de saÄŸlık hizmetine ulaÅŸmadaki güçlüklerdir. ÖrneÄŸin, psikiyatrik tanı konan eriÅŸkin bireylerde hekime ulaÅŸma yüzde 40 iken, yaÅŸlılarda bu oran yüzde 3′tür. YaÅŸlılar ve yakınları, yaÅŸlılık döneminde ortaya çıkan ruhsal hastalıkların belirtilerini sıklıkla doÄŸal yaÅŸlanma sürecine baÄŸlayarak da bu belirtiler için tıbbi yardım aramamaktadırlar. Oysa yaÅŸlılar kendilerine göre düzenlenmiÅŸ hizmetlere, ayrıca eÅŸlik eden hastalıklar nedeniyle sürekli bir destek ve bakıma gereksinim duymaktadırlar.

Birçok ülkede çoÄŸunlukla kamusal hizmetin bir parçası olarak sunulan yaÅŸlı evleri, destekli yaÅŸam üniteleri, geriatri klinikleri, yarı yol hastaneleri, gündüz bakım merkezleri ve huzur evleri gibi kurumların benzerleri, ne yazık ki ülkemizde mevcut deÄŸildir. Ülkemizde, yaÅŸlılara yönelik düzenlenmiÅŸ bu kapsamda bir sistem bulunmamaktadır.”

YAÅžLILIKTA BUNAMA

Burhanettin Kaya, yaÅŸlı nüfusun arttıkça, ”KiÅŸinin zaman içerisinde baÅŸta bellek olmak üzere biliÅŸsel iÅŸlevlerinin bozulması ile birlikte karar verme, yargılama, konuÅŸma, kendi bakımını saÄŸlama ve günlük iÅŸlerini yürütme gibi temel iÅŸlevlerini etkileyerek, bireyi bağımlı ve sürekli bakıma gereksinir hale getiren ilerleyici nitelikte önemli bir hastalık olan demansın (bunama) yaygınlığının da giderek arttığına” dikkati çekti.

Bunamanın, erken tanı konduÄŸunda ve tedaviye baÅŸlandığında ilerlemesi önlenebilen, yavaÅŸlatılabilen, yaÅŸlı bireyin daha uzun süre bağımsız yaÅŸamasını olanaklı kılabilen bir hastalık olduÄŸunu belirten Kaya, ÅŸu bilgileri verdi:”Tüm dünyada bunamanın oluÅŸ nedenleri, önlenmesi ve tedavisi ile ilgili yoÄŸun araÅŸtırmalar sürmektedir. Ülkemizde henüz ileri teknoloji gerektiren bu çalışmalar yaygın deÄŸildir. Daha çok hekimlerin ve toplumun bilgilendirilmesine yönelik çalışmalar yapılmaktadır. 65 yaşından sonra bunama görülme sıklığı her yıl 2 kat artmakta, 85 yaÅŸ ve üzeri bireylerde demans görülme sıklığı yüzde 30-50 arasında deÄŸiÅŸmektedir. Dünyanın bir çok bölgesinden gelen saÄŸlam kanıtlara dayalı araÅŸtırmaların sonuçlarına göre, günümüzde tüm dünyadaki demansı olan birey sayısı 30 milyonun üzerindedir.

Her yıl 4.6 milyon yeni olgu bu sayıya eklenmektedir. Bu da her yedi saniyede bir yeni olgu anlamına gelmektedir. Demanslıların sayısının 2050 yılında 100 milyonun üzerine çıkacağı öngörülmektedir. Bunama olan olguların büyük çoÄŸunluÄŸu geliÅŸmekte olan ülkelerde yaÅŸamaktadır.”Türkiye Psikiyatri DerneÄŸi Genel Sekreteri Doç. Dr. Kaya, bunamanın hem bireyde hem de ailesinde yarattığı deÄŸiÅŸiklikler göz önüne alındığında, evde bakım hizmetleri de dahil olmak üzere kamu kaynaklı kurumsallaÅŸmış bakım hizmeti politikalarının geliÅŸtirilmesi, uygun modellerin oluÅŸturulması gerektiÄŸine iÅŸaret ederek, ”Türkiye’de yaÅŸlılara yönelik hizmetler ilk olarak 1963 yılında SaÄŸlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına baÄŸlı Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğünün kurulması ile saÄŸlanmış ve kamu hizmetleri kapsamına alınmıştır. Ne yazık ki her geçen gün kamunun sorumluluÄŸu azalmakta, yönetimler tarafından saÄŸlık ve sosyal hizmetler kamu hizmeti dışında bırakılmakta, saÄŸlıkta dönüşüm projesi baÄŸlamında yaÅŸlılara yönelik hizmetler piyasanın insafına terk edilmektedir.

Günümüzde yaÅŸlılara yönelik hizmetlerin Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu bünyesinde yürütülmesi yaÅŸlıların ne denli ihmal edildiÄŸini göstermektedir. 2006 yılı verilerine göre ülkemizde toplam 201 kurumda 17 bin 394 yaÅŸlıya kurum bakımı sunulmaktadır. Bu sayılar kamuya ait kurumlarda azalırken, özel saÄŸlık kurumlarında artış dikkati çekmektedir. GeliÅŸmiÅŸ ülkelerle karşılaÅŸtırıldığında bu sayılar son derece düşüktür” diye konuÅŸtu.YaÅŸlılarla ilgili politikaların oluÅŸturulabilmesi, hizmetlerin planlanması, yönetimi ve insan gücü yetiÅŸtirilmesi için bu alanda kapsamlı çalışmalara ve projelere gereksinim olduÄŸunu dile getiren Kaya, ”Özellikle Geriatrinin bir bilgi ve hizmet alanı olarak Avrupa ülkelerinde ve ABD’de olduÄŸu gibi bir uzmanlık alanı olarak kurulması, farklı tıp disiplinlerinde üst uzmanlık alanı olarak geliÅŸtirilmesi, koruyucu hekimlik uygulamaları içinde yer bulması gereklidir. Bu alanda her düzeyde insan gücü yetiÅŸtirilmesine yönelik çalışmalar yapılmalıdır. Kamusal nitelikli kurumsal politikaların geliÅŸtirilmesi, yaÅŸama geçirilmesi devletin ilgili kurumlarının önceliÄŸi olmalıdır” dedi.

Sizde Yorum yapın

CommentLuv badge
online destek